1 Ekim 2009 Perşembe

İzmir'in dağlarında çiçekler açar....

Neden İzmir?
İzmir deyince dilime takılan iki satır var: biri Balıkesir'den yadigar: Bakım Okulu önünde 35 derece güneş altında rap rap yürüyüp söylediğimiz marşlardan biriydi "İzmir'in dağlarında çiçekler açar..." (Bu arada, üzerinde çiçek açabilecek potansiyele sahip dağ göremedim yalnız İzmir'de.. Hepsi çorak çıplak tepelerdi).. Diğeri de çook sevdiğim eski bir Ali-Aysun Kocatepe şarkısı: "İzmir özledim seni gözümde tütüyorsun"..

Geçen yıl bu zamanlardaydı, askerliğin ilk günleri Balıkesir'de... Yemin töreni yürüyüşü hazırlıklarına verdiğimiz bir molada Emrah'la lafladıydık.. Balıkesir'in bende yarattığı hayal kırıklığından bahsediyorduk sanırım; şehre benzemeyen çarpık çurpuk yapılaşmasından.. "Çok şehir gezdim, İzmir gibisi yok" demişti Emrah... O zaman başladı bende İzmir merakı.. Adam gibi bir şehir görmek isteğiydi yani beni İzmir'e götüren...

3 hafta kadar önce 7-8 Eylül'de gidebildim sonunda.. Hem İzmir'i görmek; hem Kuşadası'nda tatil yapan Daniel ve Saadet'i görmek adına.. E tabi bi de Okan; oydu rehberimiz sağolsun..

Şehir Hakkında
Şehrin tarihi Türkiye'deki çoğu şehre benzer aslında.. Romalılar zamanından kalma bir kale (Kadifekale), Doğu Roma (bizans) hakimiyeti; 1076'da meşhur Çaka Bey yoluyla ilk türk hakimiyeti...Sonracıma; Çaka Bey'den sonra tekrar Bizans'ın aldığı şehirde 1300'lerde Aydınoğulları Beyliği hakimiyeti başlamış, ardından da Osmanlı..

İzmir merkez denince insanın aklına gelen semtleri çiziverdim OpenOffice Sunum'da:
İzmir'in en meşhur semtleri.. Kadifekale'ye çıktığımızda Okan gösterdi hepsinin yerlerini; o yüzden aklımda kalmış hala... Bi de Göstepe'nin solunda Balçova var, onu yazmayı unutmuşum..

Başka; şehir hakkında, gezilecek yerler hakkında bir ön bilgiye sahip olmak için İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün sayfasına göz atılabilir..

Nasıl Gidecez
Aslında, utanarak söyleyeyim ki ben uçakla gittim; yani bu sitenin "herkes için seyahat" amacına biraz aykırı olarak :). Ama benim için daha ucuza geldiğinden: THY, geçmiş yıllardaki uçuşlarımda biriken millerle Ramazan dolayısıyla ücretsiz gidiş-dönüş yurtiçi bilet alabilme hakkı verdi bana çünküm.. (Havaalanı vergilerini ben ödedim tabi; tamamen bedava değil yani. 60 TL ödedim). 50-55 dakika kadar sürdü uçak yolculuğu..

Uçakla gidecek olanlar için, İzmir Adnan Menderes Havaalanı'ndan şehire gitmek 50 dakkaya yakın sürüyor; Havaş arabaları ile 10 TL'ye, belediyenin otobüsleri ile ise 5 TL'ye gidiliyor. Efes Oteli diye geçen arabalara binin, son durakta inin..

Otogar da öğrendiğim kadarıyla çok yakın değilmiş merkeze; yarım saat kadar sürüyormuş (yalancısı olduğum kişi: Okan)..

Üç gezi güzergahımız var; şöyle ki:
  1. Efes Oteli-Pasaport-Konak-Kemeraltı-Kadifekale
  2. Konak-Asansör (Karataş)
  3. Efes Oteli-Kordon-Kıbrıs Şehitleri-Karşıyaka
Şimdii; şöyle koştura koştura nerden baksanız 9-10 saatlik bir gezi bu.. Yani şehir merkezine sabah 9-10 gibi varırsanız; akşam 8 gibi İzmir'i hallaç pamuğuna çevirmiş olucaksınız bu gezi rotalarını takip ederseniz.. Gecelemeye gerek kalmadan geri dönebilirsiniz yane.. Amma gecelemek isteyenleri de düşündük: ını nınıııın!!

Nerde Kalacaz
Yok ille de kalacaz biz buralarda diye inad edenlere de tabekide ucuz kalacak yer söylememezlik etmicem :). Efenim, ben Deniz Pansiyon'da kaldım; Alsancak tarafında 1469. sokakta.. Geceliği 20 TL gibi cüzi bir fiyat.. Üstelik Alsancak İskelesi'ne ve Kıbrıs Şehitleri'ne (İzmir'in İstiklal caddesi) çook yakın.. İnternet adresleri bilem var: www.denizpansiyon.com. Zaten tam yerini de aşağıdaki GoogleMap haritası üzerinde işaretledim: yeşil renkli Gezi Güzergahı III yakınlarında..

Tek kişilik temiz çarşaflı nevresimli minicik oda veriyolar, televizyonu ve havalandırması olan... Yalnız lavobo olayı çok kötü; ayrı banyo yok, tuvaletin bir köşesinde duş almak için yer yapmışlar; ve içerde ne sabun ne tuvalet kağıdı var.. Önleminizi alarak gidin yani..

Açıkçası, gece yarısı gittim ben pansiyona, sabah erkenden de çıktım; o yüzden dezavantajları pek etkilemedi beni; hem zaten fiyattan şüphelenip yanıma el sabunu filan almıştım zaten :)..

Gezi Güzergahı I: Efes Oteli-Pasaport-Konak-Kemeraltı-Kadifekale
Gezi yolunun toplam uzunluğu: 3.7 km.


Gezi Güzergahı I'i daha büyük görmek için tıklayın, çekinmeyin :).

Efes Otelinin hemen önündeki sahil Cumhuriyet Meydanı zaten; Atatürk heykeli olan bir meydan.. Oradan, sola doğru yürüyoruz sahil boyu.. Pasaport iskelesinin önünden geçerekten Konaklı Yer'in yanına geliyoruz.. Bu Konaklı Yer'in mimarı meşhur Eiffel imiş Wiki Amca'ya göre (hani şu Paris'teki meşhur Eiffel Kulesi'nin isim babası ve mimarı).. Yapı 1890'da inşa edilmişmiş. İçine girip en sonuna doğru yürürseniz, tam denize sıfır sessiz sakin bir yer var çay içilebilecek.. Hem de iki yaka arasında işleyen vapurları da seyredebileceğiniz bir mekan burası (Okan'ın cümlelerini arakladım). Bu arada, anca saatler sonra, Okan'ın aslında "Konaklı Yer" değil de "Konak Pier" dediğini anlayabildim :) Ama bence benim uydurduğum isim daha güsel :)
Konak'a yürürken sahilde çay masaları. Tipik İzmir. Arkada Karşıyaka tepeleri..

Konak sahili üzerindeki eski tarz çok hoş bir bina.. Ne binası olduğunu hatırlamadım şimdi..

İsterseniz oturun soluklanın bu Konaklı Yer'deki çay içilcek yerde; ama daha yeni başladık; o yüzden dışarı çıkıp sahil boyunca yürümeye devam edin bence.. İlerde Konak iskelesi, ve tabii ki de o meşhuuur saat kulesi ile Konak Meydanı çıkacak karşımıza..

Konak Meydanı
Kocamaaan çok hoş bir meydanı var Konak'ın.. Bir yanda da deniz olunca çok hoş bir manzara çıkıyo ortaya..
Soldan sağa, Konak camii, saat kulesi, ve arkadaki o sarı bina da valilik olmalı.. Ve tabi İzmir'in her yerindeki palmiye ağaçları..

Meydandaki saat, Türkiye'nin değişik yerlerindeki saat kuleleri gibi II. Abdülhamit zamanında yapılmış, 1901 yılında.. Padişahın tahta çıkışının 25. yıldönümü hatırasına yapılmış imiş. Mimarı, Raymond Charles Pere, fransız kökenli İzmir levantenlerinden imiş. Bu kuleyi, görüntüsünden de anlaşılacağı üzre kuzey afrika motifleriyle bezemiş.. (Kendisi 1929'da ölünce ailesi ve 7 çocuğu Fransa'ya göçmüş)
Konak Meydanındaki Kuzey Afrika motifleriyle bezeli Saat Kulesi. "Kule eskiymiş ama saati yeni" dedi Daniel gülerek. Gerçekten de keşke saat kısmı da eski haliyle, roma rakamlarıyla kalsaymış..

Bu saat kulesinin varlığından tabi ki haberdardım ama, aynı meydanda mini mini minnacık şirin mi şirin bir cami olduğundan hiç haberim yoktu doğrusu: Konak (Yalı) Camii.. Bu şehre de hanım eli değmiş Osmanlı zamanında: çünkü bu camiyi bir paşanın kızı Ayşe Hatun yaptırmış 1754'te..
Minik Konak Camii'nin kubbesindeki kalemişi süsleme. Caminin dış penceresindeki çini süslemeleri de görmeye değer..

Kemeraltı
Sonra meşhur Kemeraltı çarşısına doğru yollanıyoruz.. Burası da ilginç bir yer: bizim İstanbul'daki Eminönü-Tahtakale ile İstiklal'in karışımı bir yer: yani hem modern alışveriş mekanları var, hem de "Gel abi geeel" diye çığırtkanlı satıcılar da.. Muhit olarak da, eski Osmanlı dönemi İzmir'inin merkezi burası aynı zamanda; çünkü eski tarihi camiler hep burada..

Daniel'in "burası dünyanın en dar polis istasyonu olmalı" dediği daracık amirliğin önünden geçince karşımızda Kemeraltı Camii var..
Dünyanın en dar polis amirliği.. Binaların arasına sıkışıp kalmış zavallıcık.. Cumhuriyet öncesinden beri burada olmasıyla da ilginç; üzerindeki Osmanlıca kitabede de "Polis Karakolu" diyor.

Kemeraltı Camii her ne kadar 1671 yılında yapılmışsa da, içine girince her tarafı barok kokan bir süslemeler zinciriyle karşılaşıyo insan.. Zaten Caminin girişindeki şiirde caminin 1301 yılında (Miladi 1884) Salepçizade tarafından tamir ettirildiği yazıyor (Salepçioğlu Camii'ni yaptıran kişi mi yoksa aynı sülaleden başka biri mi bilemiyorum).. Kubbedeki geometrik şekiller, tavanlardaki ve pencere üstlerindeki abartılı yaldızlı çiçek motifli süslemeler, mihrabın kenarındaki sütün başlarını kaplayan aynı yaldızlı süslemeler; ve mihraptaki mermerden yapılma yeşil perde motifi.. Tüm bunlar, caminin böyle bir restorasyondan geçtiğinin ve bu sırada da dönemin popüler mimari kültürü barok süslemelerle bezendiğinin bir kanıtı..
Kemeraltı Camii'nin barok tarzı iç süslemelerinden örnekler..

Camiden çıkınca, bir sonraki istikamet Kızlarağası Hanı; gerçekten çok nezih bir mekan. Bana Bursa'daki Koza Han'ı ve oradaki kapalıçarşıyı hatırlattı; çok güzel düzenlenmiş.. Han 1745'lerde I. Mahmut'un kızlarağası Hacı Beşir Ağa tarafından yapılmışmış.
İlk önce bizim kapalıçarşı tarzı tarihi bir mekana giriyoruz, kapalı sokakların her iki yanında da dükkanlar.. Çok sakin bir yer yalnız; veya da satıcılar çok kibar; çünkü kapalıçarşı'daki o insana birşey satmak için laf atan gençlerden burda eser yok..
Yürüyüp yürüyüp hanın ortasındaki üstü açık mekana geliyoruz; çok hoş, oturup çay içilebilecek birşeyler yenebilecek bir ortam.. Oradan hanın başka bir çıkışına götürdü bizi Okan; "buranın türk kahvesini içmezseniz kessinlikle olmaz" diye Saadet'e ısrar üstüne ısrar ederek.. Gittik oturduk; adamların internet adresi bilem varmış www.fincandapisenkahve.com diye :)

Hemen kalkıyoruz, yeterince oyalandık zaten :) Buradan sonra; eğer cami gezme merakınız yok ise kestirmeden Kadifekale'ye giden otobüslerin kalkacağı otobüs durağına gidebilirsiniz: haritadaki mavi renkli güzergahın son noktası..

Kemeraltı Camileri
Kemeraltı Camii'ni gezdiydik zaten.. Bu bölgede 4 cami daha var. Sırasıyla gezicez onları, haritada belirttiğim üzre:
  • Şadırvan Camii: Rotaya dahil ettim ama ben gidemedim açıkçası.. Efendim, benim bu camileri gezişim şööle oldu: "Of aman ayaklarıma kara sular indi" modunda olan İzmir rehberim Okan beyefendi hazretleri, "ben şuracıkta otururum hiçbir yerlere gidemem Hıh" diye tavır koyup Konak Meydanı'na çökünce, iş başa düştü ve Kemeraltı esnafına sora sora dolaştım camileri koşa koşa; bi yandan da havaalanına gidecek servisi kaçırmamak için.. Ee o koşuşturmada Şadırvan Camii'ni sormayı unutmuşum esnafa :). Hep senin yüzünden Okancım :) (Yav şaka yapıyom tabe komiklik olsun diye; çocukcaaz gezmeye alışkın değil miydi neydi, ayakları kötü olunca, ve ben her halukarda camileri görmek isteyince, böyle bi çözüm bulduk)

  • Kestanepazarı Camii: 1663 yapımı imiş; ama geçen yüzyılın başında esaslı bir bakımdan geçtiği, iç mimarisinin barok tarzı yapısından belli, özellikle minberindeki mermer perde motifinden..Kestanepazarı Camii'nden görüntüler.. Özellikle ikinci kata çıkan spiral ahşap merdiven çok hoş. Bir de minberinin kenarındaki mermer perdecik motifi.

    Kestanepazarı Camii en çok mihrabı ile ünlü.. Aşağıdaki resimde mihraba bakınca anlıyo insan neden olduğunu: taç süslemeleri çok hoş (Mihrabın hemen üstündeki arapça yazının üstündeki mermer motifler). Sanıyorum bu motifler, ve sütunların baş kısmındaki motifler caminin orijinal yapıldığı zamandan kalma..
    Kestanepazarı Camiinin meşhur orijinal mihrabı, ve 1800'lerin sonunda eklenen barok tarzı minberi. Bizans tarzı mermer sütun başları da ilgi çekici..


  • Başdurak Camii: Yine iç mimari motifleri ve süslemeleri açsından Kemeraltı Camii'ne benziyor.. 1660'larda yapılmış aslen ama, Kemeraltı gibi bu da sanırım 1800'lerin sonunda tamirden geçmiş; o yaldızlı barok tipi süslemeler bu yüzden hakim içinde bence (diyor ünlü bilirkişi Tunahan :-D )..Başdurak (Hacı Hüseyin) Camiinin dıştan görünümü.. Dışarda klasik Kemeraltı çarşısı kalabalığı..

    Başdurak Camii'nin barok tarzı gözalıcı minber süslemeleri.. Altın yaldızlar ve mermer yeşil perde motifi, Kemeraltı Camii'nde olduğu gibi caminin de 1800'lerin sonunda bir tamirden geçtiğinin göstergesi..

  • Salepçioğlu Camii: Tam anlamıyla bir barok camisiydi Salepçioğlu, hayran kaldım! 1906'da yapılmış. Barok izleri hem iç hem dış mimarisine hakim bu yüzden.. Özellikle kubbe süslemelerindeki ayyıldız motifleri; son osmanlının son döneminde hissedilen milliyetçiliğin izlerini yansıtıyor.. Ancak ne yazık ki içinde resim çekemedim; sanırım cami imamı olan bir şahıs, fotoğraf çekmem için müftülükten izin kağıdı getirmemi söyledi :(.. Ama içimde kalmasın diye wowTurkey.com'dan bir iç kubbe resmi aldım, aşağıya koyuyorum.. Fotoğraf Yaşar ÜRÜK'e ait..1) Salepçioğlu Camii'nin sıradışı koyuyeşil dış rengi ve dış mimarisi 2) Cami minaresinin giriş kapısının üstünde yer alan alçı motif. Motifteki ay yıldız bile caminin son dönem Osmanlı eseri olduğunun kanıtı.. 3) Aynı ayyıldızlardan caminin kubbesinde de var.. Çok ilginç; daha önce kubbesinde ayyıldız olan bir cami hiç görmemiştim...
Bir de Hisar Camii var; sanırım İzmir'in en eski ve en büyük camisi.. Ancak o restorasyonda idi, 2010'a kadar kapalı imiş o yüzden.. Tabi bu arada, GoogleMap üzerindeki mavi Gezi Güzergahı rotasını Havra Sokak'tan da geçirdim, ben gidemesem de koşturmacadan dolayı.. Çünkü bu sokak, eski evlerinden filan dolayı İzmir'in gezilmesi gereken yerleri arasında öneriliyor.. Havra Sokak'ın ilerisinde Agora Açıkhava Müzesi var, haritada işaretli; oraya da gidemedim :(. Burası Roma döneminde politik toplantıların ve seçimlerin yapıldığı yer imiş..

Kadifekale
Mavi Güzergahın son noktası otobüs durakları zaten.. 15-20 dakikalık bir yolculukla Kadifekale'ye çıkılıyor buradan.. Şoföre ya da otobüstekilere sorarsınız, yardımcı olurlar size ineceğiniz yer konusunda.. Kadifekale'ye çıkmak çok iyi oldu aslında.. Otobüsle çıkarken, İzmir'in gecekondu yüzünü de görmüş oldum.. Yani İzmir o sahil boyu görülen modern görüntüden ibaret değilmiş.. Hatta Okan'a da takıldım: "Yoksa İzmir'in bu yüzünü görmiim diye mi nazlanıyodun beni buraya çıkarmamak için" diye :).. "Kadifekale'ye çıkmasak da olur; hem oraya çıkan yollar pek tekin değil" modunda idi çünkü.. Sonuç: iyi ki çıkmışım: Kadifekale'siz İzmir eksik kalırdı kesinlikle..
Kadifekale'nin girişi

Efendim çıktık; İzmir'i temaşa ettik. İzmir'in her bi tarafı ayaklarımızın altında kaldıydı zaten.. Okan taa Buca'daki kampüslerinden, karşıdaki Mavişehir tarafına kadar her bi yeri gösterdi bana tepeden.. Ayrıca şehirin yeşil fakiri olduğunu da görüyosunuz tepeden: Fuar alanı gerçekten yeşil, onun dışında ise ya beton yığını, ya da özellikle Karşıyaka tarafı, çıplak boz tepeler.. (Ahan da eleştirdim şehri Okancım bak :) ).
Kadifekale'den İzmir Körfezi ve çevresindeki semtler

Kalenin kendine gelirsek; şimdiye kadar gezdiğim şehirlerin hepsinin kalesi gibi bu da Roma zamanından kalma.. İçinde bir sarnıç da var.. Genel olarak iyi korunmuş; bir köşesinde de oturulacak çay bahçesi var.. Ancak kaleye gelen turistler taksilerle çıkıp iniyorlar hemen; onların bu çay bahçelerinde oturup zaman geçirmesini sağlayacak atraksiyonlar yapılmalı acilen bence.. Yani buranın bir Haliç Piyer Loti popülerliği kazanmaması için hiç bir sebep yok.. Kalenin arka tarafında, hemen dibinde keçiler besleyen bir gecekondu ailesi gördük bu arada.. Dönüşte, şansımıza Türk Yıldızları'nın provalarını izledik. Bir gün sonra 9 Eylül İzmir'in kurtuluşu etkinlikleri olduğundan, onlara hazırlanıyormuş.. Okan beni epey aşağıladı gerçi, "9 ay havacı subay olarak görev yaptın da Türk Yıldızları ne bilmiyo musun seni bönbön" edasıyla :), o yüzden burda yazayım ki bilmeyenler öğrensin: Türk Yıldızları, Hava Kuvvetleri'nin uçaklı gösteri grubunun ismiymiş.. Keşke zumlu bir fotoğraf makinem olsaymış; muhteşem gösteriden çok net fotoğraflar yok elimde ne yazık ki..
Türk Yıldızları'nın İzmir Körfezi üzerindeki gösterilerinden bir görüntü

Bir de hemen otobüs durağının karşısındaki Hava Şehitliği'ni ziyaret edip oradaki askerlerle lafladık.. Sonra da geri döndük otobüsle..

Gezi Güzergahı II: Konak-Asansör (Karataş)
Otobüsle geriye son durağa döndük.. Oradan, nazlı Okan'ı zoraki ikna ettim Karataş'a gitmeye; İzmir'in en büyük sinagogunu görmek için.. (İyyk, Okan öldürcek beni herhalde bu takılmalarıma dayanamayıp).. Bu güzergah 1.5 km sürüyor. Giderken İzmir Kız Lisesi'nin de önünden geçtik.. O liseye ait bir yer miydi bilmiyorum ama yol kenarında şelalemsi bir düzenleme yapmışlardı, çok güzel olmuş..


Gezi Güzergahı II'yi daha büyük görmek için tıklayın.


Gittik; Büyük Sinagog (Beth Israel Sinagogu) kapalıydı, zillerini o kadar çaldık açmadılar: o yüzden demirleri arasından şu fotoğrafı çekebildim anca.. Aslında şimdi düşünüyorum da; karşı kaldırıma geçip adam gibi bi fotoğraf çekebilirdim; böyle uğraşmaktansa.. Sinagogla ilgili de kısa bir bilgi vereyim: 1907 tarihinde yapılmış ve iki yıl önce 100. yılını kutlamış..
Karataş'taki İzmir'in en büyük sinagogu: Beth Israel

Sonra Sinagog'un arkasından dolaşırsanız haritada gösterdiğim üzre; o meşhur Asansörle karşı karşıya geliyosunuz.. Ben çıkmadım yukarı; manzara açısından zaten çok daha güzelini Kadifekale'de gördüğümden.. Bir de o dış görüntüsünü görmek bana yeterli geldi: çok ilginç bir yapı gerçekten.. Bu asansör de sinagogla aynı yılda, 1907'de yapılmış İzmir'li Nesim Levi tarafından.. Önceden o yukarıya 155 basamaklı merdivenle çıkmak zorunda kalıyomuş millet; asansör büyük kolaylık sağlamış o yüzden..
İzmir Evleri
Asansör'ü caddeye bağlayan sokak da meşhur Dario Moreno sokağı. İzmir'li bir sanatçı (şarkıcı, gitarist) imiş Dario Moreno. 1921'de Aydın'da doğmuş, İzmir'de büyümüş yaşamış, ve 1968'de vefat etmiş.. Wiki amca'da daha ayrıntılı bilgi var.. Daha yakından tanımak isteyenler için aşağıda Dario Moreno'nun Ya Mustafa klibi var..


Dario Moreno'nun mısır kaynaklı Ya Mustafa şarkısı..

Yaşadığı ev de bu sokakta, tipik bir eski İzmir evi.. Tipik İzmir evi nasıl olur derseniz; ikinci katında ahşap cumbası olan beton bina derim..
Asansör'e giden sokakta Mario Doreno'nun yaşadığı ev

Duvarı üzerinde Moreno'nun hayatına dair bilgiler olan bir plaka var..En ilginci de, kendisinin İzmir'e olan aşkını belirten söz:

Yalnız; İzmir'de uyumak istemesine rağmen, öldüğü zaman annesi cenazeyi alıp İsrail'e götürmüş, orda defnetmiş..

Biz eski İzmir evlerine tekrar geri dönelim.. Eski İzmir evlerinin mimarisi de nev-i şahsına münhasır; yani kendine özgü.. Daha önce bu tarz, yani beton ama ahşap cumbalı, ev görmemiştim diğer gezdiğim şehirlerde.. Şehrin orasında burasında birden karşınıza çıkıveriyorlar tüm şirinlikleriyle.. Aşağıdaki ev fotoğraflarının kimi Alancak Tren Garı'nın karşısından, kimi Karataş semtinden, kimi Karşıyaka'dan.. Kıbrıs Şehitleri'nde bile vardı bu evlerden..

Ahşap cumbalı tipik İzmir Evleri

Gezi Güzergahı III: Efes Oteli-Kordon-Kıbrıs Şehitleri-Karşıyaka

Bu son güzergahta da İzmir'in daha bir popüler yüzünü görücez.. Kordonboyu faytonları görüp, İzmir'in İstiklal Caddesi olan Kıbrıs Şehitleri'nde şööle bir gezindikten sonra ver elini Karşıyaka: Alsancak İskelesi'nden..
"Kordonboyu faytonlar, aklımdan hiç çıkmadınız ki" derdi şarkılarında Ali-Aysun Kocatepe.. Yıllar sonra dünya gözüyle görebildim o faytonları :)

Kordon'la ilgili başka bir güzellik de; gece vaktinde bile tıklım tıklım olması.. Denize sıfır oturaklarda oturup çekirdek çıtlatanlar, balık tutanlar..
Geceleyin Kordonboyu..


Gezi Güzergahı III'ü daha büyükçene görmek için tıklayın

Karşıyaka vapurları her yarım saatte bir işliyor; ve Okan'ın tekrarladığı gibi üçgen yapıyorlar: Alsancak-Karşıyaka-Konak.. Gittim Karşıyaka'ya; Anıt'ın oraya kadar yürüdük ilk önce Okan'la.. Sonra da, "gel Karşıyaka'nın İstiklal'inde yürüyelim" dedi Okan.. Onu da yaptık.. Bu arada Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın mezarı da arka taraflarda bir yerde imiş; tam bilmediğimizden gitmedik oralara; geri döndük.. Karşıyaka ile ilgili çok ilginç detaylar da aktardı Okan: Kendilerini İzmir'den saymayıp "bizim plaka numaramız Otuzbeş buçuk" derlermiş; karşı yakadaki Göztepe ile aralarında çok büyük bir futbol rekabeti varmış..
Karşıyaka sahilinde palmiye ağaçları, ve ilerde anıt..

Sonuç
İzmir'i nasıl bulduğuma cevaptır: Zaten denizinin olması başlı başına bir artı puan.. Ve şehir merkezinin (Kıbrıs Şehitleri, Kordon, Kemeraltı), denize çok yakın yapılanmasını da çok hoş ve beceriklice buldum.. Merkezi yerlerde dolanırkene iki adım öteye gidiverdin mi denizle kucaklaşıveriyosun.. Yani şehir ve deniz bütünleşmesi açısından çok başarılı gerçekten.. Buna ek olarak sahil düzenlemesi gerçekten güzel..

Yalınız, yeşil konusunda pek fakirce buldum.. Kadifekale'den bakınca belli oluyo zaten: fuar alanı dışında sadece beton yığını görüyosunuz.. Sıcak iklimin egemen olduğu böyle bi şehirde neden ağaçlandırmaya daha fazla önem verilmemiş diye merak da ettim açıkçası..

Kadifekale demişken; o bölgedeki gecekondu yapılanması gerçekten şehrin havasını bozuyor.. Halbuki oralara bi el atılsa; sahilden Kadifekale'ye şööle turistik bir yürüyüş yolu yapılsa hoş düzenlemeli; sonracıma Kale içi daha çekici bir hale getirilse uzun zaman harcamak adına..

Yani sonuçta, "süpper bi şehir" diyebileceğim bir şehir değil.. Konya ve Kayseri ile karşılaştırınca o şehirleri geçemedi mesela..
Ama tabi ki, körfez, palmiye ağaçlı sahil düzenlemeleri ve Kadifekale manzarası ile; görmeye değer şehirlerden biri..


Yapmadan Dönme
  • Kadifekale'ye çıkmadan
  • Kızlarağası Han'a gitmeden
  • Asansör'ü ve o civardaki eski İzmir evleri mimarisini görmeden
  • Kordonboyu faytonları görmeden
  • Konak Meydanı'nı görmeden
Minik Detaylar
  1. İzmir'in en eski kilisesini göremedim (St. Polycarp Kilisesi). Ön harita hazırlamamıştım çünkü Okan'a güvenerek :) .. Okan da Necatibey Bulvarı'nın nerde olduğunu bilmiyormuş.. Ben de akıl edip Cep GoogleMap'imden bakamadım..
  2. Yürüyen merdivenli üstgeçitleri ilk kez bu yılın başlarında İzmit'te yeni yapılan üstgeçitlerde gördüydüm.. Ama İzmit tek değilmiş meğer..
  3. Deniz Pansiyon'dan çıkıp Alsancak Gari önünden sahile yürürken, kenarda bi polis karakolu gördüm.. Üzerinde Fransızca olduğunu sandığım yazılar vardı.. Acaba neden diye merak etmedim değil..
  4. İlk gün hava gayet güneşli idi, hatta yandım piştim diyebilirim.. Ama ikinci gün bi kapalı hava, bi rüzgar.. Okan "Eee, boşuna demiyoruz, İzmir'in ne havasına ne kızına güven olur diye" dedi..
Başka kimler bloglamış İzmir'i?
  1. Lacivert: İzmir Anıları: Blog yazarı, annesi ve teyzesinin üç günlük İzmir anıları dolu dolu anlatılmış burda..
  2. Hafif.org: Kemeraltı Hakkında: Kemeraltı semtinin tarihi ve bugünü ile ilgili, hoş fotoğraflarla süslü bir yazı..
  3. Nereden gelip nereye gidersin ey yolcu: Abi siz turist misiniz? (Kadifekale 2009): Kadifekale ile ilgili çok hoş ve çok detaylı bir yazı.. Fotoğraflar da ayrı bir güzel..
  4. İzmir'e yeni gelenler için 100 maddede İzmir: İzmir'le ilgili bilgi sahibi olmak için bi göz atmakta yarar var.. Ben mesela burdan öğrendim İzmir'de bi Flaman kilisesi olduğunu.. Bilsem giderdim, vahlandım bayağı; eee nede olsa 1/30 oranında Hollandalı'yım :)

1 yorum:

  1. yazıda adım o kadar geçiyo o zaman düzeltmem gereken bikaç yer var tunahancım. o hatırlayamadığın pembe renkli bina valilik. valilik dediğin sarı renkli saat kulesi karşısındaki bina da hükümet konağı :)ayrıca şunu sölemeden geçemeyeceğim; izmiri izmir yapan insanlarıdır. bu kadaar yaşanılası bi şehir daha yoktur bu yüzden benim için ;)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...