30 Mart 2013 Cumartesi

Tılsımlı Osmanlı Türk Şehri Prizren'e sevdalanmak


Orası nere la?
Prizren, Kosova'nın en büyük ikinci şehri. 180 bin nüfuslu şehrin yaklaşık 20 bin'i Türk. Türk demişken, gurbetçi filan değil, Evlad-ı Fatihan Türk'ü.  Aksanları da bizim doğu karadeniz ağzını andırıyor. 1455-1912 arası Osmanlı olan Prizren, gidin görün, hala Osmanlı kalmayı becermiş aradan 100 yıl geçse de..
Ağustos ayında Prizren'in Kale tarafı. Tepede kale görünüyor.

Bu arada nüfustan bahis açılmışken, Prizren'in geri kalanının hemen hepsi Arnavut. Arnavutların çoğu müslüman, ama Sinan Paşa Camii'nin üst tarafında kaleye doğru yer alan kısımda yaşayanlar katolik Arnavutlar. Burda sırplar da yaşıyolarmış, ama 1999 savaşında şehri terk etmişler, ama katolik arnavutlar kalmış.

Peki Neden Neden Prizren?
"9 günde 13 Balkan şehri koştura koştura nasıl gezilir" konulu :) geçen Ağustostaki Balkan turumuzda (Bakınız: Balkanlar'da Seyahat), nerdeyse tesadüfen şehirde bir gece geçirmek durumunda kalınca esas tanıdım şehri. Bugüne değin Kuzey Avrupa'da gördüğüm onca şehirler Parisler marisler de dahil; beni kendine çeken sadece üç şehir oldu: biri Prizren (diğerleri: Üsküp ve Saraybosna).
Prizren'in Kale'den güneş batarkene görünüşü. Yine Ağustos'taki geziden. Solda Ortodoks Katedrali Sveti Yorgos (Saint George, veya türkçesi ile Hazreti George Kilisesi). Ortada şehrin şehrin simgesi diyebileceğimiz Sinan Paşa Camii, hemen sağda da taş köprü.

Kaleye çıkıştaki şehir tabelasından. Gördüğünüz gibi, şehrin üç ayrı resmi dilinde (arnavutça, sırpça, türkçe) ve ek olarak ingilizce hazırlanmış. Ve gördüğünüz gibi ortodoks katedralinin türkçe adı "Hazreti George" Kilisesi :)

Eh, öyle 3-5 saatle olmaz, Prizren'i tekrar geniş geniş görmeli diyerekten 22-24 Mart arasında, gidiş-dönüş KDV dahil 192 TL biletle (Pegasus biz seni pek çok severiiz) iki gece kaldık. Kaldık derken, "bu şehrin güzelliklerini başkaları da görmeli" kampanyama kurban olarak seçtiğim Ümit vardı yanımda :)
Yine Kale'den zumlu çekilmiş bir "Sinan Paşa Camii ve Şadırvan Meydanı" Fotoğrafı

Başlıkta tılsımlı şehir dedim, çünkü hem Osmanlı kokuyor, hem insanı kendine bağlayıveriyor, hem de her nekadar Osmanlı Türkü nüfus %15 civarı olsa da, inanmicaksınız hemen herkes türkçe konuşuyor, Arnavutlardan Boşnaklara, Goranilere. Türkçe pek makbul bir dil bu şehirde. Yav düşünsenize, bambaşka bi ülkedesiniz, herkesle kendi dilinizde anlaşıyosunuz yine, inanılmaz mutluluk verici bişey. 
Şehrin Maraş tarafına giderken  eski Prizren evleriyle dolu Vatrat Shqiptare sokağında gözüme çarpan, doğal Türkçesini sevdiğim bir tabela.


Nasıl gidicez?
Pegasus'tan birkaç ay öncesinde bilet rezerve ederek gayet ucuz ucuz gitmek mümkün. Özellikle turistik sezon olmayan eylül-mayıs ayları arasında. 

Uçak haliyle başkent Priştine'ye iniyor, ama inanın Priştine'de şehir merkezinde görülecek neredeyse hiçbirşey yok. Şehir beton yığını, çok itici, çok kimliksiz. O yüzden hiç Priştine'ye uğramadan, havaalanından direk Prizren'e taksi tuttuk Ümit ile. Taksi 40 avro, ve 1 saat sürüyor. Kosova'nın para birimi avro bu arada. Aslında uçakta direk Prizren'e gidecek 2 kişi daha bulsaydık, kişi başı 10 avroya bile getirebilirdik. Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla :).

Ha bu arada komik birşey oldu. Geçen Ağustos, pazarlık yapana kadar canımı çıkaran Üsküp havaalanı taksicilerini hatırlayıp, taksicilerin "ne kadara götürürsünüz" sorumuza verdiği "45 avroya" cevabına, "40 olmaz mı" diye gayet mütevazı bi pazarlık önerisi getirdik. Adamlar en minik bi hık mık etmeden "tamam hadi gidelim" demezler mi! Keşke 35 avro deseymişiz diye hayıflandık Ümit'le. (Kızım yine sana söyledim :) )

Başka alternatif, Priştine havaalanından Priştine otobüs terminaline taksi tutmak (15-25 avro), -bir rivayete göre otobüs de varmış havaalanından Priştine terminaline, 2 avro filan, ama teyit edemedim bu bilgiyi- ve sonra Priştine terminalinden 4 avroya Priştine-Prizren otobüslerine binmek. Bu otobüsler epeycene sık. Yarım saatte bir filan. Ancak İstanbul minibüslerine taş çıkartacak bir performansla gördükleri her insanoğluna cilve yapıp duruyolar :) 2 saatte anca varıyolar Prizren'e. E Prizren terminalinden de merkeze 12-15 dakika yürüyceksiniz. Yani havaalanından toplasanız en az 3 saat demek oluyor bu Prizren merkeze. Biz zaman kaybetmeyelim diye Ümit'le direk taksi tutup, Prizren'in göbeğinde Şadırvan'da indik sadece bir saate.
Prizren terminalinden hareket eden otobüs saatleri. Bir uyarı: 5:40 ve 6:00 Priştine otobüsleri Pazar günleri çalışmıyor.

Ha, şu da çook çok önemli bir bilgi aslında. Otobüs Terminali'nin önünden geçen De Rada caddesinin hemen başlangıcında (Güney tarafında, dereye yakın tarafında yani), Aliya İzetbegoviç meydanının olduğu yerde, üstünde pegasus logosu da olan bi yazıhane var (William Walker caddesinin başladığı köşe ayrımına yakın). Tam buradan, sabahları 9:00'da Priştine havaalanına pegasus servisi kalkıyormuş, sadece 7 avroya. Prizren'den direk havaalanına gitmenin ucuz yolu, demedi demeyin.

Prizren otobüs terminalinden bi karlı dağ manzarası. Etraf karlı dağlarla doluydu aynen bu şekilde! Solda "Atmaca" isimli şirkete de dikkatinizi çekeyim. Evet arnavutça'da "xh" "c" olarak okunuyor.

Nerde kalıcaz oralarda?
Cevap veriyorum: Oltaş, Oltaş, Oltaş :)
Oltaş Pansiyon

Ağustos ayında da aynı yerde kalmıştık, bu sefer de aynı yerde kaldık: Oltaş Pansiyon. Ağustos'ta pazarlıkla 3 kişilik odaya 35 avro ödediydik, şimdi de 2 kişilik odaya pazarlıksız 25 verdik. Yani gaayet ucuz, kişi başı sadece 12.5 avrocuk. Ve şehrin göbeği Şadırvan'a da yürüyerek taş çatlayıp patlasa 4 dakka mesafede. Sahibi arnavut, ama her Prizrenli gibi gayet güzel türkçe konuşuyor: Nevruz amca. Otel de gayet temiz. Kalabalık da değil. Bu sefer mesela 2 kişiydik ama 4 kişilik odada kaldık geniş geniş. Sıcak suyu var, doyurucu kahvaltısı var, e bundan iyisi Malatya'da kayısı :). Lüks otel peşinde olmayanlar için gayet ideal.
Oltaş Pansiyon'un 7 nolu odasındaki karlara bürülü Prizren fotoğrafı.. Solda tepede hayal meyal kale seçiliyor; sağda Sinan Paşa Camii. Önde tarihi taşköprü. Bayılıyorum bu fotoğrafa. O yüzden çok sevindim bu sefer de aynı odada kalınca.

A Oltaş'ı nerden bulduğumuzu da söylemeliyim: Geçen Ağustos'ta şehre gelince, otobüs terminalinden şehre doğru yürürken Yunus Emre Kültür Merkezi'ni gördük, oraya sorduk, onlar tavsiye ettiler çok çok sağolsunlar. 

Önceden rezervasyon yapmadık iki kalışımızda da, yer oluyo yani. Hem böylece pazarlık payı da olmuş oluyo yüzyüze gidip konuşunca.

E, gittik, kaldık da ne yiycez ne içicez şimdi?
Meraklanmayın, gezistan olarak bu konuda da sizleri unutmadık :). Prizren'in güzel yanı, yemek içmek çook ucuz. Çorbalar 2 TL filan, tatlılar desen aynı. Bu arada Ümit bi kaç kasaba sordu, kemiksiz etin kilosunu: Sadecenik 6 Avro, yani 14 TL filan. Türkiye'de 30 civarı imiş. Dolayısıyla kebap köfte vs. de ucuz yani.

Neyse uzatmayak; internette hep Besimi'den söz ediliyor ama, enn süper yer Sofra Restoran. Prizren'in hemen her yerinde olduğu gibi garsonları, çalışanları türkçe biliyor zaten, sahipleri de Prizren Türkü: Muammer ve Şener abiler. Ağustos'ta gittiğimizde Oltaş Pansiyon'un sahibi Nevruz amca tarif etmişti. Gittik, pişman da olmadık. Bu sefer de Ümitle Prizren'de Sofra'dan başka yerde ağzımıza bi lokma yemek koymadık desek yalan sayılmaz :). Facebook sayfaları da var; şurdan erişilebilir. Biz afiyetle yemenin derdine düşüp yemeklerin fotoğrafını çekemedik, ama facebook sayfalarında zaten bissürü fotoğraf var.
Sofra'nın fiyatları

Ümit dedi ki ısmarladığımız koca kaşarlı köfteyi yerken, "eti pişirmek maharet ister, çok pişirip kurutmamalı, çatalla bastırınca suyu çıkmalı, ama öte yandan da içi pişecek kadar da pişmeli, bunlar çok iyi tutturmuşlar".

Başka, Trileçe diye bi tatlıları var (arnavutça yazarsak: trileqe), yeme de yanında yat :) Bir tatlı bu kadar hafif ve bu kadar güzel olabilir. Tıkabasa yemek yeseniz bile, üstüne bi trileçe rahatlıkla yiyebiliyorsunuz, ultra-hafif. Sütlü, bisküvili birşey, üstü karamel kaplı. Ama anlatılmaz yaşanır :). Ağustos'ta ilk Sofra'ya gidişimizde garson "süpper bi tatlım var, malzemesi İstanbul'dan geliyor, muhakkak tatmalısınız" deyip ilk tatmamıza vesile olmuştu. Bu sefer gidişimizde de Ümitle trileçe yiyip durduk. Yalnız ilginç, malzemesi Türkiye'den geliyor dediler ama heryerde satılıyor; Kosova'nın milli tatlısıymış dedi Suzi Çelebi camii'nin Uludağ üniversitesinde okumuş imamı, laflarken.
Sofra'da Meşhur Trileçe. Ne kadar hafif bir tatlı olduğu fotoğrafta çok belli olmayabilir üstündeki karamelden dolayı, ama yok böyle birşey diyorum başka birşey demiyorum!


Velhasıl Sofra'dan şaşmayın, kaşarlı köftenizi yiyin, trileçe'nizi de yiyin, afiyetle mutlu mutlu yaşayın Prizren'de. Yeri de çok kolay: Gazi Mehmet Paşa Hamamı'nın olduğu caddede, hamamı 40-50 metre geçiyorsunuz orda. Aşağıda güzergah haritasında işaretledim zaten.

"E, yedik doyduk, üstüne bir çay içelim" diyenlere gelsin şimdi de: Çayı tabi Sofra'da da içebilirsiniz, ama esas hemen Sinan Paşa Camii'nin yanındaki caddede yer alan Türk kahvesinde içmelisiniz, yoksa darılırım :).  Yine aşağıda google map üzerinde işaretledim yerini.

Sadece türklerin takıldığı bir kahve sanırım, herkes türkçe konuşuyodu çünkü. Sahibi Sadri abi, yanındaki temiz yüzlü genç Tasip de çay getirip götürüyo. Çaylar yanında miniş bir limon dilimi ile servis yapılıyor, içtikçe içesi geliyo insanın. Bir yandan da kulağınıza çalınan Prizren türkçesi.. Ve tabi ki televizyon açık ve türk kanalları, ya maç ya Şaban filmi vs vs.
Limonlu çayım,  ve arkada Sadri abi ile Tasip. Ha önde sağda da Ümit var kocaman, atlamayayım :)

Çay fiyatlaması çok çok ilginç. Ümit çözdüğünü iddia etti: 1 kez isterseniz tanesi 0.5 avro, ikinci kez isterseniz tanesi 0.3 avro ... yani içtikçe fiyatı ucuzlayan çay :) "Sürümden kazanıyolar herhal" dedi Ümit.
Sadri abinin kahvesinin dıştan görünümü.

Başka ilginç bir ayrıntı. Ümit'lerin mahallesinde taa 1930'larda balkanlardan göçen göçmenler yaşıyomuş bir zamanlar, Gemerek'te. Baktım ümit kahvede konuşulan herşeyi anlıyo, Prizren aksanına karşı hiçbir zorluğu yok. Ne iş deyince, "ben bu aksanın konuşulduğu ortamda büyüdüm zaten memlekette" dedi. Çok ilginç, memleketindeki aksan, yurtdışında karşısına çıkıverdi. Daha ilginci de, memlekette "göçmen kahvesi" dedikleri bir kahvede, dua eden bir küçük kız çocuğu fotoğrafı varmış. Bizim bu türk kahvesinin duvarında da aynı fotoğraf olmasın mı! Meraklanıp Sadri abiye sordum, "30-35 sene önce Türkiye'den geldiydi o" dedi artık soluklaşmış fotoğrafa bakarak.
Sadri abinin kahvesinin duvarından. Bahsettiğim fotoğraf, soldaki çerçeveli fotoğraf.

Biraz da Arnavut Alfabesi öğrenelim
Prizren şehrinin üç resmi dili var: Arnavutça, Türkçe, Sırpça. Yani tüm cadde vs isimleri, tabelalar, üç dilde de mevcut. Ama kolaylık olması bakımından Arnavutça ile ilgili şu miniş bilgiler çok önemli, dükkanların vitrinlerin yazılarını vs okurkene:

xh: "c" diye okunuyo,
sh: "ş" diye okunoyo.
Ahan da örneğimiz; "xhoshkun" nasıl okunur? Evet, Coşkun diyenler kazandı :) Coşkun kasabın tabelalarını görünce beni hatırlarsınız artık :). "xhamia" da "camiya" diye okunuyor, bildiğimiz cami yani.
Coşkun Kasap'ın tabelası. Maraş'a giderken.

Başka; 
q: "ç" diye okunuyo.
y: "u" diye okunuyo.
j: "y" diye okunuyo.
Örneğimiz gelsin: "paqa". İpucu da vereyim, bunu bi restoran menüsünde okudunuz.. Evvet "paça" yani.
Örnek 2: "Qaj": Evet "Çay" bildiğimiz.
Pekii "Qyfte" nasıl okunuyor? "Köfte" diyenlere kocaman bi sıfır puan: kuralımıza göre "Çufte" :) Evet Arnavutçası bu. Kelimeyi, bizim Karadeniz ağzına yakın konuşan Prizren türklerinden aldıklarından bu şekilde olmuş, idare etçeniz artık :)

Bir de "sheshi"nin arnavutça'da meydan demek olduğunu söyleyip geçelim. Örneği unutmayak: "Sheshi Shadervan": Şadırvan Meydanı

Ha son bi bilgi, arnavutça'da "tore" hane demek anladığımız kadarıyla. "Qajtore", çayhane, "mishtore", kasaphane, "burektore" börekçi.. Her bi tarafta dükkanların üstünde tore'li birşeyler yazıyodu, merak edersiniz ne diye bu, öyle meraklı meraklı dolanmayın diye söylüyorum şimdiden :)

Gezi Güzergahı
Şehrin gezmeye değer her yeri zaten yürüme mesafesinde. O açıdan da gayet gezgin-dostu bi şehir benim caanım Prizrencim :)

Görülcek şeyleri şöyle gruplayayım:
1) Tarihi camiler: Sinan Paşa Camii, Bayraklı (Gazi Mehmet Paşa) Camii, Saraçhane Camii, Suzi Çelebi Camii
2) Tekkeler: Halveti Tekkesi, Melami Tekkesi, Kadiri Tekkesi
3) Kiliseler: Aziz Yorgos Katedrali, Cuma Camii, Aile Ortodoks Kilisesi, Yardımcı Bayan Katolik Kilisesi, Kale çıkışındaki kilise
4) Eski Prizren Evleri: Shqiptare caddesinin Maraş tarafı, Cuma Cami etrafı
5) Kale
6) Maraş

Bu yazıyı genel bilgilere ayırdım. İkinci yazıda, görülmeye değer yerleri, google-map gezi güzergahlarını da verip, o güzergahları takip ederek aktarıcam. Yani bu yazı buzdağının görünen yüzüydü, esas yeni yazıda güzel güzel fotoğraflar falan filan :) Bekleyin yeni yazı az sooonra.

Aşağıya gezi güzergahları haritasını koyuyorum. Bi sonraki yazıda ayrıntılı olarak bu güzergahları takip edip gezmeyi anlatıcam.

Haritayı daha büyük görmek için tıklayın

Yapmadan Dönme

Bi uyarıda bulunayım ilk önce: "yapmadan dönme"de bahsettiklerimin tam iyi anlaşılması için, gezi güzergahlarının ayrıntılarını içeren bi sonraki yazımı okumak önemli. Yoksa havada kalabilir.
  • Sinan Paşa Camii'nin içini de görüp önündeki çeşmeden ve Şadırvan Meydanı'nda şadırvandan su içmeden
  • Halveti Tekkesi'nin insanı 200-300 yıl öncesinin Osmanlı hayatına götüren avlusunda dolanmadan
  • Sofra Restoran'da kaşarlı büyük köfte ve süper hafif süper güzel tatlı trileçe yemeden 
  • Maraş başlangıcındaki Vatrat Shqiptare'deki eski evleri görüp ileriye doğru nehir boyu bi gezinti yapmadan
  • Kale'ye çıkıp nehir, üstündeki köprüler ve Sinan Paşa Camii'nin oluşturduğu görüntüye doya doya bakıp kalmadan
  • Hemen Sinan Paşa'nın yanıbaşındaki türk kahvesinde çay içmeden (çok önemli bu :) )
  • Sinan Paşa Camii müezzini, ikinci imamı Ali'nin Kur'an okuyuşunu duymadan (bu yaşıma kadar canlı olarak böyle okuyuş dinlemedim!)
  • Şehrin en eski osmanlı yapısı Namazgah'ı görmeden
gelmeyin sakın ama sakın.

Başka kimler bloglamış Prizren'i
Deli Yazılar Kosova-Prizren bir Türk Şehri:  Mehmet sağolsun, güzeel güzel yazmış Prizren'i kendini okutturan bir tarzda. Muhakkak okuyun, pişman olmazsınız.


30 Eylül 2012 Pazar

Balkanlar'da Seyahat: Nereden Nereye, Kaç saate, Kaç liraya ...

21-30 Ağustos 2012 tarihleri arasında Hakan ve İsmail ile 6 ülkeyi kapsayan Balkan turumuzun seyahat kısımlarını acilen yazıya dökmek istedim. Gezi öncesi en çok merak ettiğim kısım seyahat süreleri ve maliyetleri idi çünkü. Bu konuda Binrota’da epey çok bilgi var, epey bi işe yaradı seyahat öncesi plan yapmada, ama derli toplu tek bir yerde değil maliyet ve seyahat süresi bilgileri, ya da güncel değil.

Yani bu yazının amacı, gezip görülen yerleri anlatmak değil. Maksat, seyahat sürelerini ve nasıl seyahat ettiğimizi anlatarak benim durumumda olan müstakbel Balkan seyyahlarına plan yapmada yardımcı olabilmek :).

İstanbul-Üsküp gidiş dönüş bileti alarak Üsküp’ten başlayıp Üsküp’te sona eren bir rotaydı bizimkisi. 9 günde 6 ülke, 13 şehir. Gezdiğimiz rotayı harita olarak da ekliyim:
9 günlük tatil boyunca takip ettiğimiz rota. Yeşil raptiyeli Üsküp'ten başlayıp Kırmızı raptiyeli Üsküp'te bitirdik.

1- İstanbul- Üsküp

Üsküp havaalanı küçük bişey zaten. Üsküp havaalanından şehir merkezine taksiler 20 avro’ya 15-20 dakikaya gidiyor. Bize taksici 25 avro dedi ama direndik ve 20 avro’ya kabul ettirdik.

Aynı zamanda otobüs de gidiyor ama çok seyrek, taksilerin kalktığı yerin az gerisinde otobüs durağı var. Fiyatı muhakkak daha ucuzdur ama ne kadar bilemiyorum (İstanbul dönüşünde fark ettik çünkü otobüsün de olduğunu).
Üsküp havaalanı- şehir merkezi arasında işleyen otobüslerin kalkış saatleri

Üsküp otobüs terminali ve tren garı hemen dipdibe. Makedon dinarı almak için terminaldeki döviz bürolarını kullanabilirsiniz. Türk lirasını inanılmaz ucuza bozuyorlar, yanınızda avro olsun. İlle türk lirası bozdurmak isterseniz Vardar nehrinin öbür tarafındaki müslüman mahallesindeki bürolarda bozdurun, orda kur daha uygun. Bu arada Terminal'den şehir meydanına ve osmanlı eserlerinin olduğu kısma yürüyerek gidilebiliyor (15 dk filan).

2- Üsküp - Belgrad

Gezi masraflarını aza indirgemek, ve süre kısıtından dolayı gece yolculuk yaparak zaman kazanmak için bu yolculuğu geceleyin yaptık. BinRota forumda, tren yolculuğunun daha uzun sürdüğünü ve nisbeten daha ucuz olduğunu okumuştum. Bizim de istediğimiz buydu zaten, Belgrad’a öyle gecenin köründe varmayalım yani. Üsküp-Belgrad bileti 23 avro.

Akşam 20:00’da kalkan tren sabah 06:30’da Belgrad’a vardı. onbuçuk saat yani. Aslında biraz daha kısa sürebilirdi belki, çünkü yolda bi ara trenden otobüse aktardılar bizi 1 saat sonra tekrar trene aktardılar. O arada raylarda bi çalışma vardı sanırım.

Trende. Bu koltukları çekip yatırabiliyorsunuz. Böylece, eğer karşılıklı iki koltuk kapabilirseniz bi yatağınız olmuş oluyor. Aceleniz yoksa, otobüs yolculuğundan çok daha keyifli. Camdan yihhuu diye bağırabiliyosunuz mesela :)

Boş kompartman kapmak için tren garına bi 15-20 dakika önceden gidilmeli. Gerçi biz nerdeyse son anda bindik yine de boş kompartman bulabildik. Tren son istasyonuna yaklaştıkça içi kalabalıklaşıyor. Bu durumda kompartmana yeni yolcular gelip kaptığınız koltuklardan tekini isteyebiliyor. Ama yolculuğun çoğunu çok rahat geçirebiliyorsunuz.

Özellikle yazın böyle sabah erkenden gidilecek şehirde olmak çok iyi oluyor. Öğle sıcakları bastırmadan şehrin neredeyse hepsini gezebiliyorsunuz. Akşam kalkan en geç trene bindik, daha geç kalkan tren yok yani Üsküp’ten.

Belgrad tren istasyonundaki döviz bürosundan sırp dinarı alınabilir.

3-Belgrad-Novi Sad- Zagreb

Belgrad tren istasyonundan tarihi Kalemeydan’ın ana girişine taksi ile gittik: 700 Sırp Dinarı (SD) -14 TL'ye denk geliyor-, 5-6 dakika kadar sürüyor. Akşam da yemek yediğimiz Skalarska’dan yine taksi tutarak tren garına geldik, 500 SD’ye (10 TL), Zagreb’e gitmek için. Kur, 1 Avro 115 SD, 1 TL 51 SD. Bu arada Belgrad'da troleybüs, tramvay filan var ama biz yürümeyi seven insanlar olarak görülmesi gereken her yere yürüyerek gittik bu taksiler haricinde.

Yine 1000rota’dan okuduğum kadarıyla Belgrad-Novi Sad arası hem tren hem otobüs olduğunu biliyordum. Ucuzdur diye treni tercih ettik. Ancak tren saatleri çok sık değil. Saat 11:00 trenine bilet aldık. Aldığımız bilet gidiş dönüş bileti idi ama dönüş saati açık. Bilet fiyatı gidiş dönüş 780 SD (15 TL). Süre yaklaşık 1 saat 40 dakika. Novi Sad tren istasyonundan şehir merkezine yürümesi de 15 dk. kadar alıyor. Dönüşte de 15:00 trenine bindik. Saatleri istasyonda teyit etmeniz en sağlıklısı. Çizelgelerde gördüğümüz saatlerle bir şekilde uyuşmuyordu çünkü gerçek saatler.

Osmanlı tarihinde yeri olan Petrovaradin kalesi Novi Sad’da Tuna nehrinin hemen öbür kıyısında. Şehir merkezini gezdikten sonra Novi Sad merkezde bir taksici ile anlaştık, 500 SD’ye bizi Petrovaradin’e götürdü, dönüşte kısa bi şehir turu attırdı, ve sonra da tren istasyonuna bıraktı.

Zagreb’e yine akşam en geç vakitteki trene bilet aldık: 21:30. Fiyat Üsküp-Belgrad treni ile aynı: 23 avro. Tren sabah 05:00 gibi vardı Zagreb’e. Yedibuçuk saat sürdü yani.

4-  Zagreb- Varajdin- Saraybosna

Tren garı ile Zagreb merkez yürüyerek 15 dakika kadar. Otobüs terminalinde döviz bürosu var. Zagreb otobüs ve tren garları birbirine çok yakın: 5-7 dakika kadar yürüyerek. Bu arada balkanlarda çok işe yarayacak bir kelime: “Otobus Kolodvor” veya sadece “Kolodvor” da olabilir. İngilizce bilmeyen birilerine bile otobüs terminalinin yerini sorabiliyorsunuz böylece.

Sabah erken varmanın avantajı: öğlene kadar Zagreb merkezdeki her yeri gördük. Birkaç yere sorduk “başka nereyi görebiliriz yakınlarda” diye. Herkesin ağız birliği ettiği yer Varaždin (z’nin üstünde şapka var, Varajdin diye okunuyor). Hırvatistan’ın geçen yüzyıldaki başkenti gibi biryermiş.

Otobüs terminalinden Zagreb-Varajdin gidiş dönüş biletini 128 Kuna’ya aldık (39 TL'ye denk geliyor). 1 avro 7.5 Kuna, 1 TL 3.3 Kuna. Gidişte nerdeyse minibüs gibi her bir yerde durdu otobüs, 1 saat 45 dakika kadar sürdü. Dönüşümüz geceydi, 1 saat 15 dakikada geldik. Saat 16:00 otobüsü ile gidip 20:30 otobüsü ile Zagreb’e döndük. 100rota gibi sitelerde Varajdin'den pek bahsedilmemiş ama hem giderkenki yeşillik dolu manzaralar, hem de inanılmaz planlı ve tarih kokan yapısı ile muhakkak görülmeli. Belgrad'dan nasıl bir koşu Novi Sad yapılıyorsa Zagreb'den de bir koşu Varajdin yapılmalı.

Geceyi Palmers Lodge Hostel’de geçirdik. Otobüs ve Tren terminallerine çok yakın, ve hostelbookers’da memnuniyet oranı çok iyi. Fiyat 16 avro. Kalacak yer olarak terminale yakın bir yer olmasını çok tavsiye ederim. Ertesi gün rahat rahat  terminale gidebildik bu sayede yürüyerek.

Saraybosna’ya en erken otobüsle gittik. Sabah 06:30 otobüsü ile. Varış saatimiz 15:30. Yani dokuz saat kadar sürüyor. Bilet fiyatı 198 Kuna (60 TL).

5- Saraybosna -Dubrovnik

Saraybosna'da postanelerde (post office) hem avro hem türk parası bozdurabilirsiniz. Otobüs terminalinin hemen yakınında var bi post office.

Saraybosna’da, yine terminale yakın (10 dakika) Ami Hostel’de kaldık. Binanın dışı ve sokak çok ıssız ve ürkütücü duruyor, hostel de bir ev havasında aslında. Ama tavsiye ederim, iyiydi. Merkeze (Başçarşı, Ferhadiye Caddesi) yürüyerek 15 dk. mesafede, geceliği 10 avro.

Saraybosna’da civar yerleri görmek için (Travnik, Mostar, Blagaj) 24 saatliğine araba kiraladık, 1 depo benzin harcadık. Araba kiralama: 80 Bosna Markı (BM) -92 TL'ye denk geliyor-, 1 depo benzin 83 BM (103 TL) tuttu. 1 avro 1.95 BM, 1 TL 0.85 BM.

Süre olarak da Saraybosna-Travnik arası 1.5 saat, Saraybosna-Mostar arası ise 2 saat kadar. Mostar-Blagaj (Tarihi 500 yıllık bektaşi tekkesinin olduğu yer) ise 15 dakika kadar. Travnik ve Mostar zıt yöndeler.

Dubrovnik’e sabah en erken saate otobüs bileti aldık: saat 07:15’te. Fiyatı: 43 BM (22 avro, 50 TL). Varış saatimiz 15:00'ti. Yani 8 saate yakın sürdü. Tabi eğer seyahat sınır geçişi içeriyorsa gümrükte harcanan zamana göre bu süreler uzayıp kısalabiliyor, net bir şey söylemek mümkün değil. Burda söylediğim sınır geçişi içeren tüm süreler için geçerli bu.

6- Dubrovnik-Kotor

Dubrovnik otobüs terminalinden kale içi (eski şehir) taksi ile 75 Kuna (23 TL) ve 6-7 dakika sürüyor. Ama otobüs varmış 12 Kuna’ya (3.6 TL), sonradan öğrendik. Zamanınız varsa 20-25 dakikaya yürüyebilirsiniz de sanırım.

Akşam Kotor’a bilet aldık: 143 Kuna (43 TL). Pazar günleri en geç 19:00’da, diğer günler 20:30’da otobüs varmış Kotor’a. Yeri gelmişken hatırlatayım, biletlerinizi alınca üzerindeki tüm bilgileri muhakkak kontrol edin. Biz güya akşam 20:30’a bilet aldık diye düşünürken bi baktık ortalıkta otobüs yok. Günlerden pazardı ve bize bir sonraki günün biletini satmış meğersem görevli.
Dubrovnik'ten kalkan otobüslerin saatleri

Terminal önü, odasını kiralamak isteyen insanlarla dolu. Dubrovnik çok pahalı bir yer ve fiyatlar yüksek. Biz üç arkadaş, ilk önce Kotor  biletini sabah biletine değiştirip (sabah ilk otobüs 10:00’da) geceyi –hava Akdeniz havası sıcak- sokakta geçirmeye karar verdik :). Bir kişiyi nöbetçi bırakarak dönüşümlü olarak otobüs terminalinin kenarındaki çimlerde uyuduk. Ama siz öyle yapmayın, çimlerde otomatik sulama sistemi varmış meğer, gecenin dörtbuçuğunda üstümüze fışkıran sularla uyandık :). Şehir merkezine doğru 10 dakika kadar yürürseniz deniz kenarında içinde banklar olan bir park var. Gece uyumak adına orası daha mantıklı, ve su fıskiyesiz :). Aslında çimlerde otururken odacılar gelip bize fiyat önerdiler, geceliği 12 avro’ya kadar düştüler ama kabul etmedik, maksat macera olsun :). Yani demek istediğim, eğer Dubrovnik’te ucuza kalmak isterseniz sokakta kalmaya alternatif olarak :) biraz akşam saatlerine kadar bekleyip bu odacılarla pazarlık yaparak uygun bir fiyata bulabilirsiniz oda. Ama odacıların çok güvenli olmayabileceğini de aklınızda tutun hostellere nazaran. İrlandalı bir genç gece yarısı uyuduğumuz yerin yanından hışımla geçti tam ben gece nöbetini devralmışken. Muhabbet ettik, meğer yakınlarda bir odacının yerinde kalıyormuş, kapısını kilitlemeden uyumuş ve odacının tacizine uğrayacakken uyanmış kaçmış o yerden.

Dubrovnik-Kotor arası, bilet aldığımız veznedekilerin 2 saat sürüyor iddialarının aksine  3 saatten fazla sürdü. 10:00'da kalkan otobüsümüzün Kotor’a varış saati 13:15.

7- Kotor - Podgorica

Karadağ'da para birimi avro. Döviz bürosu aramanıza gerek yok yani eğer avronuz varsa.

Eski tarihi şehir merkezi otobüs terminaline 10 dakika kadar mesafede. Ve kale içinde çok uygun fiyata hosteller var (mesela 12 avroya Old Kotor Hostel). Aslında plan Ulcinj’e gidip oradan akşam Prizren’e geçmekti eğer bir önceki akşamdan Kotor’a gelebilmiş olsaydık. Kotor-Ulcinj otobüsü günde bir kez ve saat 12:25’te. Biz de başkent Podgorica üzerinden Prizren’e geçmeye karar verdik. Kotor’dan neredeyse her yarım saatte Podgorica’ya otobüs var. Otobüs giderken Budva terminaline de uğruyor (45 dakika mesafede).


Kotor'dan kalkan otobüslerin saatleri

Saat 17:30’daki Podgorica otobüsüne bindik. Fiyat: 7 avro. Yol ikibuçuk saat sürdü, 20:00’da Podgorica otobüs terminalindeydik.

8-Podgorica - Prizren

Podgorica’dan Kosova’nın Prizren, Peç, Priştina şehirlerine direk otobüs var, ama günde bir kez veya iki kez. Sık değil yani. Ve otobüsler Ulcinj’den geliyorlar. Akşam 21:30’da Priştina otobüsü vardı, ama otobüste yer yokmuş, mecburen geceyi Podgorica’da geçirdik.  Otobüs terminaline çok yakın Evropa Otel var (yürüyerek 5 dakika). Orada pazarlıkla 3 kişi toplam 50 avro’ya kaldık.

Sabah 07:45 Prizren otobüsüne bilet almıştık. Fiyat: 15.5 avro. Yolculuk 16:30’da bitti. Yani neredeyse 9 saat. Ha, otobüslerin Ulcinj’den geldiğini söylemiştim. Gelen otobüste ayakta en az 10-15 kişi vardı. 2-3 saat sonra birileri inene kadar biz de ayaktaydık. Karadağ’da normalmiş otobüslerde ayakta seyahat etmek.

9- Prizren - Üsküp

Prizren otobüs terminali de yine merkeze yakın, 15 dakika yürüme mesafesinde. Merkeze doğru yürüyüp katolik kilisesini sorun. Kilise yakınında dipdibe 3-4 otel var uygun bütçeli. Bize tavsiye edilen Andi idi ama sonra Bujtine’de 3 kişi toplam 25 avro’ya oda ayarladık pazarlıkla (ilk söylediği fiyat 35 avro idi sahibinin).

Sabah Üsküp’e en erken araba 05:30’da. Bilet fiyatı 9 avro. Yaklaşık 3 saat sürüyor. Günde iki araba varmış zaten, diğeri de 09:00’da.



Prizren terminalinden otobüs kalkış saatleri

10- Üsküp - Ohri - Üsküp - İstanbul


Üsküp’ten Ohrid’e (türkçe: Ohri ) gidiş dönüş bileti 750 MD (Makedon Dinarı). Yani 28 TL. Saat 10:00 arabasına bilet aldık. Yol yaklaşık üçbuçuk saat sürüyor. Ohrid otobüs terminalinden şehir merkezi yürüyerek 15 dakika. Dönüşte de 17:45 arabasına bindik. Ayrıca 19:00’da da bir araba var. Başka bir firma da 20:30’da gidiyormuş sanırım Üsküp’e en son.

Gezi sonunda, Üsküp merkezden havaalanına taksi ile gittik. Daha hiç pazarlık yapmadan 15 avro dedi bize fiyatı taksici, ve sabit fiyat dedi.

Bu arada Üsküp’te Shanti Hostel’de kaldık. Otobüs terminaline (ve tren garına) yürüyerek 5 dakika mesafede. Vardar nehri kıyısına da yakın. Şehir meydanına da yürüyerek 10 dakika mesafede. Geceliği de 10 avro. Kalınabilir, güzel bir yer.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...